Nevşehir Gündem

NEVÜ “Uluslararası Profesyonel Eğitim Konferansı” Başladı

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) tarafından düzenlenen “Uluslararası Profesyonel Eğitim Konferansı” bugün başladı.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinden, ABD, Azerbaycan, Slovenya, İngiltere, Kore ve Kosova’dan konuşmacıların katılımlarıyla 23-29 Ağustos 2021 tarihleri arasında çevrim içi gerçekleştirilecek olan, 350 öğretim üyesi ve öğretmenin kayıt yaptırdığı 9 oturum ve 12 çalıştayla birlikte 60 bildirinin sunulacağı ‘Uluslararası Profesyonel Eğitim Konferansı’ yapılan açılış konuşmalarıyla başladı.

Rektör Aktekin “Eğitimde Dijitalleşme” Üzerine Konuştu

Konferansın açılışında katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür eden NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, “Eğitimde Dijitalleşme” üzerine konuştu. Aktekin, “Üniversitemiz 2007 yılında kurulan ve merkez ana yerleşkesi ile birlikte 7 ilçede kampüsü olan 23 bin öğrencisi, 10 Fakülte, 8 Meslek Yüksekokulu, 4 enstitü, 1 yüksek okul, 19 araştırma merkezi ile hizmet veren bir kuruluş. Kapadokya bölgesinde bulunması hasebiyle de, fiziksel mekânlarının da müsaitliği dolayısıyla ulusal ve uluslararası kongre, konferans, sempozyum ve benzeri etkinlikler için de çok uygun bir mekan. Ama pandemi şartları dolayısıyla uzaktan dijital ortamda yapılan bu tür etkinliklere de alıştık. Şimdilik bu şekilde etkinliklere ev sahipliği yapıyoruz ve inşallah uzun vadede fiziksel olarak üniversitemizde de bu tür etkinliklerde sizleri aramızda görmeyi arzu ederiz” dedi.

Aktekin devamında “Hepimiz bu pandemiyle birlikte dijitalleşme çağında eğitimle ilgili farklı bir tecrübe yaşadık. Hem akademisyenler, hem öğretmenler olarak geçtiğimiz yıl birçoğumuz deneyerek, yaparak ve yaşayarak öğrendik. Zaten eğitimcilik böyle bir şey. Özellikle öğretmen eğitiminde öğretilen bir şey vardır; sizin lisansta öğrendiğiniz şeyler, meslek hayatı boyunca uygulayacağınızın tamamı değildir. Mesleki hayatınız boyunca sürekli yeni sorunlarla ve problemlerle karşılaşacak ve bunlara çözümler üreteceksiniz. Esas öğretmenlik, akademisyenlik ve eğiticilik böyle entelektüel çaba göstermek gerektiriyor.

Bizler de geçtiğimiz yıl dijital eğitimle birlikte birçok şey öğrendik, dersler çıkardık. Teknolojik alt yapıyla ilgili araç ve gereçlerimizi tamamlayarak ve yenileyerek bu konuda çözüm ürettik. Ama şunu gördük ki, pedagojik olarak normal sınıf ortamında ve yüz yüze eğitim vermek üzere eğitim almış öğretmen ve akademisyenlerimizin formasyon bilgisi bu süreçte yeterli olmadı, yeni bir pedagojik yeterlilikler gerektiği ortaya çıktı. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim gibi olmadığı, öğrenciyi motive edebilmek, çalıştırabilmek, öğrencinin hem psikolojik hem duygusal hem bilinçsel ihtiyaçlarını gidermek ve geliştirebilmek için yeni pedagojik yeterliliklerin gerekliliği ortaya çıktı. Bu sempozyum boyunca da bunların bir kısmı tarafınızca tartışılacak.

Diğer bir husus bu dijital eğitimle dünya çapında uluslararası bazı sorunlar ortaya çıktı. ‘Bunlar nedir diye?’ baktığımızda, bunlar eğitimde fırsat eşitliği. Yani internet erişimine, bilgisayara ve tablete her öğrencinin sahip olmamasının eğitimler arasında eğitimde fırsat eşitliliğini yeniden gündeme getirdi. Dezavantajlı ailelerde yetişen öğrencilerin eğitimde daha geri kaldığı ortaya çıktı ve bunu gördük.

Diğer bir husus küresel çapta yazılım geliştiren ve içerik oluşturan girişimcilerin uzun vadede bir ulusal bağımsızlık, bir milli sorun olan eğitim konusunda tekel oluşturabilme riski ortaya çıktı. Buradaki kastım eğitim, ulusal devletler açısından vatandaş yetiştirmenin bir aracıdır ve böyle görülmüştür. Sanayi devriminden sonra zorunlu eğitimin herkes için gündeme gelmesiyle birlikte, 18, 19, 20 ve 21. yüz yılda ulus devletler vatandaş yetiştirmek için eğitimi kurumsal olarak kullanmışlardır. Ama bu uzaktan eğitim de şu ortaya çıktı; artık eğitim almak illa dört duvar arasında ve bir sınıf ortamında bulunma zorunluluğu yok, bilgisayarın, tabletin ve telefonun başında başka bir yerde oluşturulmuş bir içeriğe internetten ulaşabiliyorsunuz. Dolayısıyla dijital eğitim konusunda niteliği arttırmanın yollarından biri bu konuda içerik üretmektir. Kendi ihtiyaçlarımıza, öğrencilerimizin, okullarımızın ihtiyaçlarına uygun yerli ve milli içerik üretmek. Bunu başaramazsak, küresel şirketlerin bir süre sonra tekel olması gerçeğiyle yüz yüze kalırız ve başka öğrenci ihtiyaçları için başka okul ihtiyaçları için üretilmiş materyalin pasif tüketicisi konumunda kendimizi bulabiliriz.

Eğitimde özgürleşmeyi ve demokratikleşmeyi sağlayacak bu imkanlar için eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, dünya çapında alt gelir grubu insanların okul dışı mekanlarda ve evlerde hem fiziksel hem internet anlamında erişim imkanlarına ve maddi imkanlara sahip olması gerekiyor ki, bundan yararlanabilsin.

Dijital eğitim bize gösterdi ki; akademisyenler ve öğretmenler olarak pedagojik yeterliliklerimizi gözden geçirmeliyiz, yeni döneme uygun pedagojik yeterliliklere sahip olmak için hem üniversiteler hem okullar gerekli çalışmayı ve düzenlemeyi yapmalı. Diğer bir husus ise, sosyal adalet sağlanmadan, toplumlarda gelir dağılımıyla ilgili sorunlar çözülmeden, insanlar eğitimde fırsat eşitliliği ile ilgili imkanlara kavuşmadan eğitim ister yüz yüze olsun ister uzaktan olsun demokratikleşmeyi ve özgürleşmeyi sağlamıyor. Eğitim yapıcıları, siyaset üreticileri ve akademisyenler sosyal adalet kavramına daha çok odaklanmalı, eğitimde fırsat eşitliliğini arttıracak politikaları geliştirmek için bunu daha çok gündeme getirmeli. Diğer taraftan eğitim evrensel ve aynı zamanda milli bir sorundur. Küresel boyutu olan, uluslararası boyutu olan içerikler geliştirilmesi gerektiği gibi her ülkenin de kendi milli ihtiyaçlarına göre de içerik geliştirmesi gerekir. Bu noktada hem eğitimciler, hem akademisyenler hem de yazılımcılar çalışmalı ve üniversitelerimizde bu konuya gereken önemi vermeli” diye konuştu.

“COVID-19’un Öğretmenlere ve Eğitime Etkisi”

Konferansın açılışında “COVID-19’un Öğretmenler ve Eğitime Etkisi” başlığı adı altında konuşan NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Hilmi Çolakoğlu ise, “Mühendislik kökenli biri olduğum için bir örnek vermek isterim; biliyorsunuz toplam enerji, potansiyel enerji ve kinetik enerjinin toplamından meydana geliyor. Biz tabi ki potansiyel enerjimizi de yüksek tutmak zorundayız ama, toplam enerji miktarını dikkate aldığımız da potansiyel enerjiyi ne kadar kinetik enerjiye çevirirsek o kadar hızlı ilerleyeceğiz. Kinetik enerji kısmına baktığımızda orada iki tane önemli faktör var. Bir tanesi kitle diğeri hız. Hatta hızın karesi. Biz genellikle kitleyi önemseriz. Bu kitleyi bilim – teknoloji eğitiminde, pedagoji eğitiminde, fiziksel imkanlar gibi tanımlayabiliriz ama hız da çok daha önemli çünkü hızın karesini alıyorsunuz. Dolasıyla alacağımız kararları, yapacağımız uygulamalarımızın büyüklüğü kadar hızı da önemli. Yani herhangi bir alanda bizim o bilginin ve teknolojinin yayılımını hızlandırmamız, maksimum düzeye çıkarmamız gerekiyor. Bununla biz toplam enerjimizi, toplum için katma değere dönüştürebiliriz. İşte uzaktan eğitim bahsettiğim sorunlara en iyi çözüm kadar, hızlı çözüm bulabilme, hızlı uygulayabilme ve başkalarından öğrenme sürecini bize hızlandırmamız gerektirdiğini gösterdi. Çünkü en iyi çözümü bulalım derken zaman akıp geçtiğinden sizin bulacağınız en iyi çözümün uygulamada değişen şart ve ortamlarda bir değeri kalmayabiliyor.

Etkileri de kategorize ettiğimizde teknik ve teknolojik boyutlar var. Uzaktan eğitim ve pandemi hadisesini belki istemeyebiliriz ama buna çevresel dediğimiz iklim dengelerinin bozulması gibi etkenler de eklenecek ve bu bize yeni tedbirler almayı dayatabilir. Dolayısıyla pandemi tek kardeş olarak kalmayabilir. Belki yeni küresel sorunlar ortaya çıkacak. Bunlarla başa çıkarken bizlerin teknik ve teknolojik sorunları görmemiz gerekiyor. İkincisi ise, eğitimde psikolojik ve sosyolojik boyut çok önem kazandı. Eğitimde yüz yüze ve göz göze bakarak karşılıklı etkileşim içerisinde bulunurken şimdi bunu ekran üzerinden uzaktan yapmamız gerekiyor. Bunun için neler yapmalıyız? Bu önemli. Diğer bir boyut sağlık sorunları ve sağlık problemleri.

Başka bir konu, mevzuatın tamamen yeniden tasarlanması gerekiyor. Çünkü geçmiş mevzuatımız stabil bir mevzuat. Genel konsept olarak yenilikçi bir mevzuat değil, mevcut pozisyonu korumaya hatta değiştirmeye direnç gösteren bir mevzuat yapımız ve anlayışımız var. Bunun yeniden tasarlanması gerekiyor. Bir başka konu eğitimde kullanılan materyallerin yeniden tasarlanması ve çeşitlenmesi” diye konuştu.

Yapılan açılış konuşmalarının ardından 9 oturum ve 12 çalıştayda 60 bildirinin sunulacağı konferansının oturumlarına geçildi.

Uluslararası Profesyonel Eğitim Konferansı https://profesyonelegitim.nevsehir.edu.tr/tr adresinde çevrim içi olarak 28 Ağustos 2021 Cumartesi gününe kadar devam edecek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir